Tek Fotoğraftan Teşhis İşlemi
Şantiye bekçisi tanığın 19.02.2012 günü saat 15.00-16.00 sıralarında şantiye alanına giden yolda … plakalı aracın iki kere şantiye alanına girip çıktığını, araçtan şüphelenerek aracı kullanan şahısla konuştuğunu beyan etmesi üzerine, yapılan araştırmada aracın sanık tarafından kiralandığının tespiti ile soruşturma aşamasında sanığın internet vasıtası ile bulunan fotoğrafının tanığa gösterildiğinde, tanığın fotoğraftaki şahsın aracı kullanan kişi olduğunu tespit ettiğine dair 20.02.2012 tarihli tutanağın tanzim edildiği fakat yargılama aşamasında ise tanığın alınan beyanında karakolda bir kısım şahısların fotoğraflarının kendisine gösterildiğini fakat fotoğraftaki şahısların şantiyeye giren şahıslar olduğunu tespit edemediğini söyleyerek tutanak içeriği ile uyuşmayan beyanlarda bulunduğu, nitekim PVSK Ek m. 6/16’ya göre, fotoğraf teşhisi sırasında sanığa ait tek bir fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları gösterilemez. Yani fotoğraf teşhisinde teşhiste bulunana, farklı kişilere ait birden çok fotoğraf gösterilir ve faile ait olanının teşhis edilmesi istenir. Tanığa soruşturma aşamasında yaptırılan teşhisin usulüne uygun olmadığı ve aynı zamanda teşhise dair tutanak içeriği ile yargılama aşamasında alınan tanık beyanın da uyuşmadığının anlaşılması karşısında; sanığın, yüklenen suçu işlediğine ilişkin, hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, kuşkudan uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 17. Ceza Dairesi – Karar: 2017/1809).
Suçlara konu üç ayrı marketten her birinin kamera görüntülerindeki şüpheli olarak belirlenen kişilerin, sanıklar olup olmadığının tespiti amaçlı görüntüdeki kişiler ile yakalanan kişilerin karşılaştırmalı incelemesinin ehil bilirkişilerce yapılıp tereddüte mahal bırakmayacak şekilde aynı kişiler olup olmadığı açıklığa kavuşturulması ve ayrı ayrı her bir mağazada çalışanlara yakalanan kişilerin fotoğrafları PVSK’nın Ek m. 6/16 maddesinde (PVSK Ek m. 6/16’ya göre, fotoğraf teşhisi sırasında sanığa ait tek bir fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları gösterilemez. Yani fotoğraf teşhisinde teşhiste bulunana, farklı kişilere ait birden çok fotoğraf gösterilir ve faile ait olanının teşhis edilmesi istenir.) düzenlenen usule uygun olarak gösterilip teşhis ve tespit yaptırılması gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 17. Ceza Dairesi-K.2019/365).
Usulüne Uygun Olsa Bile Sadece Fotoğraf Teşhisine Dayanılarak Hüküm Kurulamaz
Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında suçlamayı kabul etmemesi ve sanığın mahkemece dinlenildiği duruşmalarda mağdur …’in hazır bulunmaması ve yüzleştirme yaptırılmaması karşısında sanık ile mağdur …’in yüz yüze teşhisi suretiyle teşhis işlemi yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden soruşturma aşamasındaki fotoğraf teşhis işlemi ile yetinilerek sanığın hükümlülüğüne karar verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 2. Ceza Dairesi-K.2019/17075).
Teşhis ve Yüzleştirme İşleminin Tamamlayıcılığı
Müştekinin olay meydana geldikten sonra emniyette sanığı çoklu fotoğraf teşhis işleminde kesin olarak teşhis ettiği, mahkeme aşamasında ise sanığa ait cezaevinde çekilmiş fotoğraf gösterildiğinde, “resmin büyük oranda sanığa benzediğini ancak tam olarak emin olamadığını” ifade etmesi karşısında, dosya içerisinde bulunan … Apartmanına ait kamera kayıtları değerlendirilmediği gibi mahkemede yüzleştirme işleminin de yapılmadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 17.06.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi (Yargıtay 6. Ceza Dairesi – K.2021/11805).
Olay Tanığına Teşhis Yaptırılması
Eşgal bilgilerini vererek olay yerinde gözcülük yapan kişiyi görse tanıyabileceğini ifade eden tanık …’in mahkemece dinlenildiği duruşmada sanığın hazır bulunmaması ve yüzleştirme yaptırılmaması karşısında, sanık ile tanık …‘ın yüz yüze teşhisi, yüzleştirme olanağı yok ise teşhise elverişli yeterli miktarda fotoğraf temin edilerek, tanığa gösterilmek suretiyle teşhis işlemi yaptırılarak ve tanığın beyanlarında geçtiği gibi … ile başlayan plakalı Hyundai marka panelvan tarzı araçla ilgili olası tespit için sanık adına kayıtlı olan araçların araştırılması ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 2. Ceza Dairesi-K.2021/4589).
Canlı/Yüz Yüze Teşhis Mümkün Değilse, Fotoğraf Teşhisi Yapılabilir
Suça sürüklenen çocukların aşamalarda suçlamayı kabul etmemeleri, tanık …’in mahkemece dinlenildiği duruşmada suça sürüklenen çocukların hazır bulunmamaları ve yüzleştirme yaptırılmaması karşısında, suça sürüklenen çocuklar ile tanığın aynı oturumda hazır edilerek, mümkün ise tanığa canlı teşhis yaptırılması, eğer bu mümkün değil ise suça sürüklenen çocukların teşhise elverişli güncel fotoğrafları çektirilerek tanığa gösterilip teşhis yaptırılarak, sonucuna göre suça sürüklenen çocukların hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçları yönünden hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 2. Ceza Dairesi-K.2021/1164).
Sanık …’in olay yerinde sanık …’in yanında bulunan ve müştekiye hakaret eden kişinin kendisi olmadığını beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesi ve sanıkla müşteki arasında yüzleştirme yaptırılmaması karşısında, sanık … ile müştekinin aynı duruşmada hazır edilerek yüz yüze teşhis yaptırılarak; yüzleştirme olanağı yok ise teşhise elverişli yeterli miktarda fotoğraf temin edilerek, müştekiye gösterilmek suretiyle teşhis işlemi yaptırılarak sonucuna göre sanık …’in hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtayb2. Ceza Dairesi-K.2020/13329).
Sıcağı Sıcağına Yapılan Teşhis ve Yüzleştirmenin İspat Gücü
Mağdurun olayın sıcaklığı ile savcılık huzurunda alınan beyanı ve 30.12.2014 tarihli yüzleştirme tutanağı birlikte değerlendirildiğinde, mağdurun sanığı açıkça teşhis ettiğinin anlaşılması karşısında, yargılama aşamasında kendisine vuran şahsın sanık olup olmadığını kesin olarak söyleyemeyeceği şeklindeki sanığı suçtan kurtarmaya yönelik beyanları arasında çelişki giderilmeden yetersiz gerekçe ve eksik araştırma ile yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi, bozma nedenidir ((Kapatılan)3. Ceza Dairesi K.2020/19357).
Aşamalarda Tutarlılık Gösteren Teşhis İşlemi
Dosya içerisindeki teşhis tutanağına göre, PVSK. Ek 6. maddedeki düzenleme gereği, katılanın usulüne uygun olarak canlı ve çoklu teşhiste sanığı tam ve kesin olarak teşhis etmesi ve yine 17/02/2015 tarihli duruşmada da sanık ile yüzleşerek olay günü dükkanına gelip künyeyi çalan kişinin huzurdaki sanık olduğunu belirtmesi karşısında; sanığın suçtan kurtulmaya yönelik soyut savunmasına itibar edilip delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek sanık hakkında hırsızlık suçundan yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 17. Ceza Dairesi-K.2019/8478).
Teşhis İşleminde Avukatın Hazır Bulunup Bulunmaması
Somut olayda, şikâyetçinin polis karakoluna müracaat etmesiyle soruşturma evresi başladığından teşhis işleminin soruşturma evresi içinde yapıldığı ve sanıkların yağma suçu şüphelisi olmaları nedeniyle 5271 sayılı CYY’nın 150/3. maddesi kapsamında kendilerine zorunlu müdafii tayini gerektiği konularında bir duraksama bulunmamaktadır. Ancak sorun bu müdafiin hangi işlemlerde ve tabii ki teşhiste hazır bulundurulmasının zorunlu olup olmadığına ilişkindir.
5271 sayılı CYY’nın 149/3. maddesinde, müdafiin ifade alma veya sorgu süresince şüphelinin yanında olma, bunun dışında ise şüpheli ile görüşme ve hukuki yardımda bulunma, 84/1. maddesinde keşifte ve 85/2. maddesinde ise soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla yer gösterme işlemi sırasında hazır bulunma hakkının bulunduğu açıkça belirtilmiş, bunun dışındaki işlemlerde müdafiin hazır bulundurulmasına ilişkin Yasada bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Teşhis işlemi gerektiğinde fotoğraf üzerinden de yapılabilecek olan ve bu yönüyle de şüphelinin imzasının alınmasının bile zorunlu olmadığı bir tanıma işlemidir. Şüpheli buna pasif olarak katılmakta ve teşhis sırasında herhangi bir beyanı da alınmamaktadır. Bu işlemde aktif olarak rol alan kişi olayın mağduru veya tanığıdır. Bu nedenle ifade alma, keşif ve yer gösterme işlemlerinde olduğu gibi müdafiin teşhiste hazır bulundurulma zorunluluğu bulunmamaktadır. Aksinin kabulü halinde soruşturma aşamasındaki bütün işlemlerde örneğin; gözaltı giriş ve çıkış raporlarının alınması gibi… müdafiin hazır bulunması hatta başından sonuna kadar gözaltı süresince müdafiin, şüphelinin sürekli yanında bulundurulması gerekebilecektir. Bununla birlikte müdafiin teşhiste bulunmaması, şüphelinin teşhise karşı müdafiin hukuki yardımından yararlanmasına, teşhisten önce veya sonra müdafii ile görüşmesine engel teşkil etmeyeceği de açıktır.
Öte yandan uygulamada bazen mağdur veya tanık ile şüphelinin yüz yüze getirilerek karşılıklı beyanlarının alınması şeklinde, dolayısıyla yüzleştirme tarzında icra edilen işlemlere de teşhis denilmektedir. Böyle bir durumda şüphelinin beyanı alındığı için artık sadece bir teşhis işlemi söz konusu olmayıp aynı zamanda şüphelinin aktif olarak katıldığı ifade alma işlemi gerçekleştirildiğinden bu durumda müdafiin katılımı zorunludur.
Bu itibarla, kolluk tarafından müştekiye yaptırılan teşhiste müdafiin bulunması zorunluluğu olmadığı gibi, somut olayda yapılan teşhis işleminde yürürlükteki mevzuata göre herhangi bir usulsüzlük de bulunmadığından Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir (Ceza Genel Kurulu-K.2008/84).
Teşhis ve Yüzleştirme İşlemleri Nasıl Yapılmalıdır?
Suçun işlenmesinden kısa bir süre sonra faili belirlemeyen eylemlerde, olayın görgü tanıklarının veya yakınanın ifadelerinden ve tanımlamalarından ulaşılan şüphelilerin, tereddütsüz belirlenmeleri için teşhis ve yüzleştirme işlemleri yapılır.
Teşhis, şüphelinin kimliğinin tespit edilebilmesi ve/veya şüphelinin suçun gerçek faili olup olmadığını saptamak amacıyla yapılır. O halde teşhis, öncelikle kimlik tespit etme amacına yönelir. Öte yandan teşhis aynı zamanda bir delil elde etme yöntemidir.
Yargılama bakımından önemli bir delil toplama işi olan teşhis işlemlerinin belirli bir usul çerçevesinde yapılması, söz konusu delillerin güvenilirliği bakımından önemlidir. Zira kanunda belirtilen usule uygun olarak gerçekleştirilen teşhis, hatalı deliller elde edilmesi ve bu hatalı delillere dayalı olarak hüküm tesis edilmesini engeller. Şüphelinin teşhise tabi tutulabilmesi için gözaltına alınmış olması gerekir. Şüphelinin yakalanmış olması teşhis için yeterli değildir. Ayrıca Cumhuriyet Savcısı tarafından verilmiş bir gözaltı kararının olması gerekir. Öyleyse gözaltı kararı verilmeden yapılmış teşhis işlemleri hukuka uygun değildir.
Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, teşhis bir “yüzleştirme” işlemi değildir. “Yüzleştirme” Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 52. maddesine göre tanıkların veya şüphelilerin çelişkili beyanlarının giderilmesi amacıyla yapılan bir işlemdir. “Teşhis” ise Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu (PVSK) Ek 6. maddeye göre gözaltına alınan kişinin suçun faili olup olmadığını belirlemek ve kimliğini tespit etmek amacıyla yapılan bir delil toplama işlemidir. Neticede her iki işlemde belirli usul kurallarına uyulmak şartıyla yapılan ceza muhakemesi işlemleridir.
Anılan Yasanın Ek 6. maddesi, Cumhuriyet savcısının talimatıyla kolluğun, olaydaki failin, gözaltına alınan şüpheli ile aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi bakımından zorunlu olması halinde, teşhis yaptırabileceğini öngörmektedir. Maddede teşhisin bir zorunluluktan kaynaklanması gerektiği bir ön şart olarak belirtilmiş ve işlemin prosedürü ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Buna göre, teşhise başlamadan önce yapılacak ilk iş, teşhiste bulunacak kişinin (mağdur veya tanık) faili tarif eden beyanlarının bir tutanağa bağlanmasıdır. Bununla teşhiste bulunan kişinin keyfi hareketlerinin önlenmesi amaçlanmıştır.
Teşhis işleminin gerçekleştirilmesi sırasında da uyulması gereken bir dizi kural vardır. Bunların başında teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin birden fazla ve aynı cinsten olması, aralarında yaş, boy, ağırlık, giyinme gibi görünüşe ilişkin hususlarda benzerlik bulunması gelmektedir. Teşhis için gerekli olması halinde, şüphelinin görünüşü ile ilgili gerekli değişiklikler yapılabilir. Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin her birinde, teşhis sırasında bir numara bulundurulur. Teşhis işlemi ile ilgili önemli kurallardan birisi ise teşhiste bulunan kişi ile teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin birbirini görmemesidir. Teşhis işlemi ile ilgili kurallar ve prosedür yukarıda sayılanlarla sınırlı değildir. Ayrıca işlemin sağlıklı olması amacıyla teşhisin en az iki kez tekrarlanması ve teşhiste bulunması istenen kişiye, şüphelinin teşhis edilecek kişiler arasında yer almıyor olabileceğinin hatırlatılması gerekmektedir. Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin, bu işlem sırasında birlikte fotoğrafları çekilerek veya görüntüleri kayda alınarak, soruşturma dosyasına konulması da gerekmektedir. Bu hususun yargılama sırasında hakim tarafından saptanıp, değerlendirilmesi gerekir.
Ayrıca sanık beyanları, tutanaklar ve tüm anlatımlar delil niteliğine haizdir. Delillerin ise bir birine eşitliği esastır. Ancak önemli olan delillerin sağlam ve güvenilir olmasıdır.
Hal böyle olunca;
Oluş ve dosya içeriğine göre; 22.09.2006 günü katılan C.. E..’un kolluktaki beyanında; apartmanın birinci katında bulunan konutuna gece saat 02.30 sıralarında salon penceresi zorlanıp açılıp girilip, dört adet değişik araca ait anahtar, ruhsat, el çantası, kimlik belgeleri, cep telefonunun alındığı sırada, adı geçen katılanın uyanması üzerine balkondan sert zemine atlayan failin aşağıda bekleyen suç arkadaşları ile birlikte, yakınana ait aracı haksız olarak ele geçirdikleri anahtar ile çalıştırıp kaçmaya çalıştıkları ancak bunu başaramayınca, aracın tekerleklerini kesip uno marka başka bir araç ile olay yerinden kaçtıklarını ifade ettiği, 10.10.2006 günü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu dilekçesinde suça konu cep telefonunun ilgili gsm operatöründen öğrendiği kadarı ile sanık H.. G.. tarafından kullanıldığını ileri sürmesi üzerine adı geçen sanığın kolluk tarafından karakola çağrıldığı, eylemde bir ay sonra kolluk tarafından 28.10.2006 günlü düzenlenen “teşhis tutanağı” içeriğine göre katılan C.. E..’a “dinlenme odasında gösterilen sanık H.. G..’in evinden hırsızlık yapan şahıslardan olduğunun” belirlendiği, katılanın 05.05.2007 günlü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde “olay günü uyandığında failin balkondan atlayarak kaçtığını, 30-35 yaşlarında orta boylu bir erkek şahıs olduğunu, dışarı çıktığında üç kişi olduklarını karakolda gördüğü adı geçen sanığın evinde gördüğü kişi olduğuna” ilişkin beyanlarında ısrar ettiği, 20.11.2007 günlü duruşmada ise “olay günü huzurda bulunan sanığın yüzünü kesinlikle gördüğünü ve teşhis ettiğini” ifade ettiği;
Sanık H.. G.. aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı suçu işlemediğini, Kızılcahamam da ikamet ettiğini, 1958 doğumlu olduğunu (suç tarihi itibari ile 48 yaşında ), 2003 yılında çalışmış olduğu Devlet Demir Yollarından geçirdiği ağır bir kaza nedeni ile malulen emekli olduğunu, suça konu cep telefonunu eylül ayı sonlarında Ankara ‘da ikinci el cep telefonu alım satımının yapıldığı itfaiye meydanından 18-19 yaşlarında bulunan bir gençten 120.-TL karşılığında satın aldığını, kendi rızası ile kolluk tarafından telefon ile aranıp çağrıldığı için Ankara Emniyet Müdürlüğü hırsızlık büro amirliğine gittiğini, yanında suça konu telefonu da getirip iade ettiğini savunduğu;
İlgili gsm kayıtlarından sanığın adına kayıtlı abone numarasından 22.09.2006 günü saat 18:51 de suça konu telefon ile görüşme yapıldığının anlaşılması karşısında;
Sanığın hırsızlık, mala zarar verme, geceleyin konut dokunulmazlığını bozma suçlarına katıldığına dair hükümlülüğüne yeterli, kesin, inandırıcı ve kuşkudan uzak hukuka uygun kanıt bulunmadığı, aşamalarda yapılan teşhis işlemlerinin yukarıda belirtilen usul çerçevesinde yapılmadığı gibi suçun sübutu yönünden tereddüt yarattığı, katılanın suça konu eşyaya ulaşmaktan çok suç failini bulmaya yönelik ifadelerine üstünlük tanınma gerekçelerinin gösterilmemesi, sanığın katılanın suçun failine ilişkin yeterli olmayan ve bildirdiği eşgale uymayan aşamalarda genişlettiği beyanlarının savunmanın aşamalardaki tutarlı ifadelerinden neden üstün tutularak hüküm kurulduğunun açıklanmaması, bozma nedenidir (Yargıtay 6. Ceza Dairesi-K.2014/3984).




