HMK Madde 375
(1) Asagıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak tesekkül etmemis olması.
b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin
karar vermis veya karara katılmıs bulunması.
c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüs ve karara baglanmıs olması.
ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir
belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmis olması.
d) Karara esas alınan senedin sahteligine karar verilmis veya senedin sahte oldugunun mahkeme veya
resmî makam önünde ikrar edilmis olması.
e) Ifadesi karara esas alınan tanıgın, karardan sonra yalan tanıklık yaptıgının sabit olması.
f) Bilirkisi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçege aykırı beyanda
bulundugunun sabit olması.
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiginin, ikrar veya yazılı delille
sabit olması.
g) Karara esas alınan bir hükmün, kesinlesmis baska bir hükümle ortadan kalkmıs olması.
h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranısta bulunmus olması.
ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinlesmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci
davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmis ve bu hükmün de kesinlesmis olması.
i) Kararın, Insan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözlesmenin veya eki protokollerin ihlali
suretiyle verildiginin, Avrupa Insan Hakları Mahkemesinin kesinlesmis kararıyla tespit edilmis olması
veya karar aleyhine Avrupa Insan Hakları Mahkemesine yapılan basvuru hakkında dostane çözüm ya da
tek taraflı deklarasyon sonucunda düsme kararı verilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu
sebeplerin kesinlesmis bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmis olması sartına baglıdır. Delil
yoklugundan baska bir sebeple ceza kovusturmasına baslanamamıs veya mahkûmiyet kararı verilememis
ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın
iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.
HMK MADDE 375 GEREKÇESI
Madde, 1086 sayılı Kanunun 445 inci maddesini karsılamaktadır.
Birinci fıkrasının (a) bendinde, daha önce düzenlenmemis olan, mahkemenin kanuna uygun olarak
tesekkül etmemesi, yeni bir yargılamanın yenilenmesi sebebi öngörülmüstür.
(b) bendi, 1086 sayılı Kanunun 445 inci maddesinin birinci fıkrasının (9) numaralı bendini
karsılamaktadır. Sadece davaya bakmaktan yasaklı olan hâkimin karar vermis olması yargılamanın
yenilenmesi sebebi olarak düzenlenmis iken, bu bentte, ayrıca hakkında ret talebi merciince kesin olarak
kabul edilen hâkimin karar vermesi veya karara katılmıs olması da yargılamanın yenilenmesi sebebi
olarak belirtilmistir.
(c) bendi, 1086 sayılı Kanunun 445 inci maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendini
karsılamaktadır. Yargılamanın yenilenmesi için vekil veya temsilci olmayan kimselerin katılımıyla
davanın görülmesi ve karara baglanması aranır iken, yeni düzenlenen bentte buna tarafların açık veya
zımnî muvafakatlerinin olmaması da bir unsur olarak ilâve edilmistir.
(ç) bendi, 1086 sayılı Kanunun 445 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendini
karsılamaktadır. Yargılamanın yenilenmesi için mücbir sebep veya lehine karar verilen tarafın fiili
nedeniyle elde edilemeyen bir senet veya belgenin karar verilmesinden sonra ele geçirilmis olması aranır
iken, yeni düzenlenen bentte bu sartlar yerine daha genel bir ifade olarak, belgenin tarafın elinde olmayan
nedenlerle elde edilememesi sartı getirilmistir.
(d) bendi, 1086 sayılı Kanunun 445 inci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendini; (e) bendi ise
aynı fıkranın (4) numaralı bendini karsılamaktadır.
(f) bendi, 1086 sayılı Kanunun 445 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendini kısmen
karsılamaktadır. Bu bent eskiden sadece bilirkisiler hakkında iken, yeni düzenleme ile tercümanlar da
kapsama alınmıstır.
(g) bendi, 1086 sayılı Kanunun 445 inci maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendini; (g) bendi,
aynı fıkranın (3) numaralı bendini; (h) bendi, keza aynı fıkranın (7) numaralı bendini; (ı) bendi, 1086
sayılı Kanunun 445 inci maddesinin birinci fıkrasının (10) numaralı bendini ve (i) bendi ise 1086 sayılı
Kanunun 445 inci maddesinin birinci fıkrasının (11) numaralı bendini karsılamaktadır.
Maddenin ikinci fıkrası, söz konusu 445 inci maddenin ikinci fıkrasında oldugu gibi, birinci fıkranın (e),
(f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi için, bu sebeplerin kesinlesmis bir
ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmis olması sartına baglamıstır. Ancak delil yoklugundan baska bir
sebeple ceza kovusturmasına baslanamamıs veya mahkûmiyet kararı verilememis ise ceza mahkemesi
kararı aranmayacagı; bu durumda dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi
davasında öncelikle ispat edilmesi gerektigi kabul edilmistir.
HMK 375 (YARGILAMANIN IADESI SEBEPLERI) EMSAL YARGITAY KARARLARI
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2022/5806 E. , 2022/14532 K.
HMK 375/1-ç
Davalı idarenin arsivinde bulunan bir belgenin, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle
elde edilemeyen bir belge olarak degerlendirerek yeniden yargılama nedeni yapılması mümkün degildir.
HMK’nın 375/1-(ç) ve (1) maddelerinde yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak, “Yargılama sırasında,
aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın
verilmesinden sonra ele geçirilmis olması bir dava sonunda verilen hükmün kesinlesmesinden sonra
tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmis ve bu hükmün de
kesinlesmis olması” düzenlemeleri yer almaktadır.
Davacı idare vekilinin kararın kesinlesmesinden sonra arsiv belgelerine ulasıldıgına iliskin iddiası
dosyada bulunan kanıt ve belgeler ile birlikte incelendiginde; arsivde bulundugu iddia edilen bir belgenin
yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belge
olarak degerlendirilmesi HMK’nın 375/1-ç maddesi uyarınca mümkün olmayıp, yargılamanın
yenilenmesi kosulları olusmadıgı gerekçesiyle davanın reddine iliskin ilk derece mahkemesinden verilen
karara karsı yapılan istinaf basvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan
reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemistir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2022/4754 E. , 2022/14189 K.
HMK 375
Yargılamanın iadesi isteminin yeniden harç yatırılıp ayrı bir esasa kaydedilmelidir.
Mahkemece HMK’nın 375. maddesinde yazılı yargılamanın iadesi sebeplerinden hiçbirisine
uymadıgından davanın reddine karar verilmis, hüküm yargılamanın yenilemesi talep eden davalı …
vekilince temyiz edilmistir.
Yargılamanın iadesi isteminin yeniden harç yatırılıp ayrı bir esasa kaydedilerek sonuçlandırılması
gerekirken önceki esas üzerinden yargılama yapılması, dogru degil ise de bu husus esasa müessir
olmadıgından bozma nedeni yapılmamıstır.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandıgı gerekçelere göre talep, HMK’nın 375.
maddesinde sayılan yargılamanın iade sebeplerinden hiçbirine uymadıgından davanın reddine karar
verilmesinde bir isabetsizlik görülmemistir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/1801 E. , 2023/1906 K.
HMK 375
Yargılamanın iadesi talebinde bulunabilmek için dava sartlarının mevcut olması zorunludur.
Iadei muhakeme talebi yeni bir yargılama yolu oldugu için taraflar HMK’nın 375. maddesinde yer alan
bazı sartların gerçeklestigi iddiasına dayalı olarak bu talepte bulunabilirler. Yargılamanın iadesi talebinde
bulunabilmek için dava sartlarının bulunması zorunludur. Eldeki davada ise iflas idaresi iadei muhakeme
talebinde bulunmus olup yukarıda açıklandıgı üzere tüm alacaklıları temsil yetkisi olan sflas idaresinin
bu davada taraf ehliyeti bulunmamaktadır.
Iadei muhakeme talebinin bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi
dogru görülmemis ve kararın bu nedenle bozulması gerekmis ise de; karar sonucu itibariyle dogru
oldugundan ve yanlıslıgın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediginden hükmün HUMK’un
438/son maddesi geregince gerekçesi degistirilerek onanması gerekmistir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/376 E. , 2023/337 K.
HMK 375
Yargılama sırasında ileri sürülen vaka ve iddialar yargılamanın iadesi nedeni olarak kabul edilemez.
Yargılamanın yenilenmesi talebi HMK’da olaganüstü bir kanun yolu olarak düzenlenmis olup, kesin
hükümle karara baglanan bir mahkeme kararındaki agır hataların ve noksanların düzeltilmesi amacına
hizmet etmektedir. Yargılamanın yenilenmesi sebepleri 6100 sayılı HMK’nın 375/1.maddesinde sınırlı
olarak sayılmıs olup, burada belirtilen nedenler dısındaki herhangi bir sebeple yargılamanın yenilenmesi
talep edilemez.
Arsa sahibinin, diger tüm paydaslarla sözlesme yapıldıgına iliskin yeniden yargılama talebinin davalı
tarafça davanın her asamasında ileri sürülmüs oldugu, bu talebin yerinde görülmeyerek reddedildigi, bu
asamada sunulan bazı paydaslarla yapılan sözlesmelerin, “ortaya sonradan çıkan” delil kapsamında
degerlendirilmeyerek mahkemece yargılamanın iadesi talebinin reddine dair mahkemece verilen karar
dogru olmustur.
Hukuk Genel Kurulu 2024/419 E. , 2024/414 K.
HMK 375
Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir
belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmis olması yargılamanın yenilenmesi sebebidir.
Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranısta bulunmus olması yargılamanın
yenilenmesi sebebidir.
6100 sayılı Kanun’un 375/1-ç bendinde yer alan “Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın
elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmis
olması” sebebine iliskin açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır.
Yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir
belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmis olması yargılamanın yenilenmesi sebebidir. Yeni bir
belgenin ele geçirilmis olmasının yargılamanın yenilenmesi sebebi teskil edebilmesi için, belgenin
davanın bakıldıgı sırada mevcut olması, hükmü etkileyecek nitelikte olması, belgenin hükmün
verilmesinden sonra ele geçirilmesi, belgenin yargılama sırasında bir mücbir sebepten veya lehine hüküm
verilen tarafın eyleminden dolayı elde edilememis olması gerekmektedir (Kuru, s. 5176 vd.).
Uyusmazlık konularından olan 6100 sayılı Kanun’un 375/1-h bendinde yer alan “Lehine karar verilen
tarafın, karara tesir eden hileli bir davranısta bulunmus olması” sebebine iliskin açıklama yapılması
gerekmektedir.
Hile, gerçekte var olan olayların bilerek gizlenmesi veya gerçek dısı olaylara (vakıalara) mal etmek
suretiyle diger tarafın aldatılmasıdır. Hükmü etkileyen hilenin her olayın gelisim biçimine göre takdiri
tamamen hâkime aittir. Olayların gösterdigi gelismelere göre hükme etkili olan ve yargıyı yanılgıya
götüren tüm olayların hile sayıldıgı kabul edilmektedir. Maddedeki hilenin diger Kanunlardaki hileden
ayrı olarak daha genis bir anlamda hükme etki eden pek çok fiil ve hareketlerin hile seklinde
nitelendirilmesi ve olayların gelisimine göre ne gibi hâllerin hile teskil edebileceginin hâkim tarafından
takdiri gerekmektedir. Hâkim bir taraftan bu inceleme ve arastırmayı yaparken, öte yandan özellikle
Borçlar Kanunu’nda düzenlenen hilenin unsurlarına baglı kalmaksızın ne gibi ifade ve eylemlerin
yargılamanın yenilenmesini gerekli kılacagını degerlendirmesi gerekecektir.
Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada kabul edilen görüslere göre, 6100 sayılı Kanun’un 375/1-h
bendinde öngörülen hileli davranıs olumlu (aktif) bir eylem biçiminde olabilecegi gibi, çekinme ve susma
gibi olumsuz (pasif) bir sekilde de ortaya çıkabilir. Bütün sorun bu hilenin hükmü etkilemis olup
olmadıgını tespite, gerek olumlu ve gerekse olumsuz davranısın bilerek yapılıp yapılmadıgını
belirlemekte toplanmaktadır.
Bu noktada 6100 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesine deginilmesi de uyusmazlıgın çözümü açısından
fayda saglayacaktır. 6100 sayılı Kanun’un “Dürüst davranma ve dogruyu söyleme yükümlülügü” baslıklı
29 uncu maddesi; “(1)Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar. (2)Taraflar, davanın
dayanagı olan vakıalara iliskin açıklamalarını gerçege uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler.”
düzenlemesini içermektedir.
Bu maddenin birinci fıkrasında dürüstlük kuralı, ikinci fıkrasında ise dogruyu söyleme yükümlülügü
getirilmistir ki bunlar “taraf hâkimiyeti”nin sınırları olarak görülmektedir.
Maddenin ilk fıkrası, Türk Medeni Kanunu’ndaki “dürüstlük kuralı”nın medeni usul kanunundaki
görünümüdür. Mukayeseli hukukta da dürüstlük kuralına, medeni usul kanunlarında yer verilmektedir.
Bu kural, taraf usul islemleri alanında etkisini gösterecektir. Söz konusu kurala aykırı olması hâlinde
islemin hukukî sonuç dogurması mahkemece önlenecektir.
Dogruyu söyleme ödevi tarafların yargılamadaki yükümlülüklerinden biridir. Hukukun temel ilkelerinden
biri olan dürüstlük kuralına yargılama sırasında da riayet edilmelidir. Yükümlülügün ana noktaları
vakıalar ve delillerdir. Yargılamada taraflar bir mücadele içinde olsalar da bu mücadelede her seyin
geçerli sayılacagı kabul edilemez. Muhakeme sürecine iliskin degisik maddelerde de dürüstlük kuralına
aykırı kötüniyetli davranısların önüne geçmek için bazı yaptırımlar öngörülmüstür. Tüm bu hükümlerin
temelinde dürüstlük kuralına uygun davranmayı saglama amacı yatmaktadır.
Maddenin ikinci fıkrasında, dürüstlük kuralının özel ve önemli bir unsuru olan dogruyu söyleme ödevi
açıkça düzenlenmis bulunmaktadır. Taraflar yargılamada kendi menfaatlerine uygun olarak neleri ileri
sürüp sürmeyecekleri konusunda serbesttir. Ancak ileri sürdükleri hususların dogru olması, beyan ve
açıklamalarının gerçege aykırı olmaması gerekir. Taraflardan aleyhlerine olan hususları da beyan
etmeleri beklenemez. Ancak gerek kendilerine, gerek karsı tarafa iliskin hususlarda yaptıkları
açıklamalarda mahkemeyi yanıltmamaları gerekir. Dogruyu söyleme ödevi, hem yazılı hem de sözlü
beyan ve açıklamalar için geçerlidir. Bu ödeve aykırılık hâlinde beyanlar mahkemece dikkate
alınmayacak ve degerlendirilmeyecektir. Ayrıca tarafın bilinçli olarak yalan söylemesi bir usul hilesi
olusturabilir.
Davada dürüst davranma ilkesinden amaç 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesinde yer
alan “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak
zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” ilkesinin eldeki davada da
geçerli oldugunun vurgulanmasıdır (Ejder Yılmaz: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Serhi, Ankara 2012,
s.310).
Dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasagına aykırı bir davranıs, dogrudan hakkın
mevcudiyetini ortadan kaldırdıgından bir itiraz teskil eder. Bu nedenle, dava dosyasındaki bilgi ve
belgelerden hâkim, dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması olusturan davranısı tespit
ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemis olsa bile, kendiliginden (resen) bunu dikkate almalıdır
(Mustafa, Dural/Suat, Sarı: Türk Özel Hukuku, 13. Baskı Istanbul 2018, s. 261-262).
Somut olayda … tarafından … ve arkadası aleyhine Fatih ilçesi Kasapilyas Mahallesi 1146 ada 27 parsel
sayılı tasınmazın kamulastırıldıgı ve bedelin bloke edildigini ileri sürülerek tasınmazın idare adına tescili
istemiyle 12.08.1986 tarihinde dava açılmıs, Kapatılan Fatih 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.11.1986
tarihli ve 1986/600 Esas, 1986/1018 Karar sayılı kararı ile, tasınmazda 48/56 hisse malikleri … ve
Dorotiya Varsamis adına kayıtlı paylara ait tapu kaydının Istimlâk Kanunu geregince iptali ile idare adına
tesciline karar verilmistir. Tasınmazın … adına kayıtlı 24/56 hissesi, kesinlesmis mahkeme kararına
istinaden tapunun 13.04.1989 tarihli ve 1721 yevmiye numaralı islemi ile idare adına tescil edilmistir.
. … tarafından kamulastırmasız el atma nedenine dayalı tazminat istemiyle idare aleyhine 15.07.2014
tarihinde açılan davanın yargılaması sırasında depo edilen kamulastırma bedelinin hak sahibi davacıya
ödenip ödenmedigine dair muhatap bankaya yazılan müzekkereye verilen 20.06.2017 tarihli cevapta;
ödeme yapıldıgı belirtilmis ancak kamulastırma bedeline iliskin ödemeye esas belgeler (makbuzlar,
dilekçeler, müzekkere ve cevabi yazılar vs.) dosyaya getirtilmemistir. Ilk derece mahkemesince verilen
karar ise derecaattan geçmek suretiyle 05.10.2020 tarihinde kesinlesmistir.
Buna karsın yargılamanın yenilenmesi istemine iliskin eldeki davada; Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankasına yazılan müzekkereye verilen 16.03.2021 tarihli cevabta tüm ekli ödeme belgeleri ilk kez
gönderilmis olup, anılan belgeler incelendiginde; … tarafından 17.04.1989 tarihli Merkez Bankasına
hitaben yazılan yazıda … hissesinin belediye adına tescil edildigi açıklandıktan sonra tasınmaz malikinin
24/56 hissesi için 440.900 sayılı geçici hesabına aktarılan 33.483.370,00 TL bedelin adı geçen sahsa
ödenmesi talep edilmistir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının aynı tarihli makbuzu ile de istimlak
bedeli kat’i hesaba devredilmistir. Davacı … tarafından ise Merkez Bankası Istanbul Kambiyo
Müdürlügüne hitaben yazılan 20.04.1989 tarihli ve imzalı dilekçe ile sahibi bulundugu 21604 No.lu
hesabında bulunan 33.483.370,00 TL bedelden halasının kızı Evlambiya Apostilidis’e Türk Parasının
Kıymetini Koruma Hakkındaki Karanamenin ilgili hükümlerine göre aylık ödemeler seklinde ödeme
yapılmasını talep ettigi görülmektedir. Sonrasında kati hesaba aktarılan tutardan …’ın vergi borçlarına
mahsuben Karaköy Vergi Dairesi Müdürlügüne 07.06.1989 tarihinde 971.542,00 TL; Aksaray Vergi
Dairesi Müdürlügüne 07.06.1989 tarihinde 1.228.724,00 TL; kalan tutardan 29.06.1989 tarihinde …’a
3.213.045,00 TL; 24.07.1989 tarihinde Evlambiya Apostolidis’e 2.147.700,00 TL; 04.08.1989 tarihinde
Evlambiya Apostolidis’e 2.146.700,00 TL; 05.09.1989 tarihinde …’a 23.775.459,00 TL ödeme yapıldıgı
ekli makbuzlardan anlasılmaktadır.
Yine eldeki yargılamanın yenilenmesi dosyasında bulunan ve Merkez Bankası tarafından verilen cevaba
ekli belgelerde davacı vekili tarafından Merkez Bankasına hitaben yazılan 06.08.2014 ve 09.12.2014
tarihli dilekçeler bulunmakta olup, vekil tarafından banka nezdinde hesap hareketlerinin tarafına
verilmesi istenmis, Merkez Bankasınca 16.12.2014 tarihli verilen cevapta, hesaptan yapılan ödemelere ait
liste … vekiline bildirilmistir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular ısıgında somut olay degerlendirildiginde, yargılamanın
yenilenmesi istenen dosyada, idare tarafından takdir edilip depo edilen kamulastırma bedelinin hak sahibi
davacıya ödenip ödenmedigine dair muhatap bankaya yazılan müzekkereye verilen cevapta ödeme
yapıldıgı belirtilmis ise de, ödeme yapıldıgına iliskin ödeme belgeleri yargılamanın iadesine konu
2016/473 Esas, 2019/54 Karar sayılı dosyaya intikal etmemistir. Ödemeye iliskin makbuz, dilekçe,
yazılan müzekkere ve cevabi yazılar, yargılamanın iadesi talebinden sonra eldeki dosyaya getirtilmistir.
Bu itibarla 6100 sayılı Kanun’un 375/1-ç maddesinde yer alan “yargılama sırasında aleyhine hüküm
verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele
geçirilmis olması,” sartı somut uyusmazlıkta gerçeklesmistir.
Ayrıca Kapatılan Fatih 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı sonrası 20.04.1989 tarihli imzalı dilekçesi ile
hesabında para oldugunu ögrenen, sonrasında vergi borçları dısında kalan tutarın kendisine ve halasının
kızına ödendigini bilen … ile yargılamanın iadesine konu 2016/473 Esas sayılı davada Merkez Bankasına
yazdıgı dilekçeler ile kamulastırma bedelinin ödendigini ögrenen … vekilinin, 6100 sayılı Kanun’un 29
uncu maddesi uyarınca dürüst davranma ilkesine uymadıkları gibi 375/1-h maddeleri uyarınca hileli
davranıs içinde oldukları kanaatine varılmıstır. Zira hileli davranıs olumlu (aktif) bir eylem biçiminde
olabilecegi gibi, çekinme ve susma gibi olumsuz (pasif) bir sekilde de ortaya çıkabilir.



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir